SohbetBUL.Net

Tüm Zamanların En Iyi Gelişmiş Sohbet Blogu






SohbetBUL.Net Sohbet Girisi

Nick Yaz:

Sohbet'e girmek icin nickinizi yazip Giris'e basiniz. Iyi Sohbetler..

Yabancı erkeklere karşı kadının örtünmesi İslam dininin kesin hükümlerinden biridir. Bu hükmün İslam’a ait olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

Kuran-ı Kerim’in ayetlerinde, Peygamber ve Ehl-i Beyt İmamlarının hadislerinde kadının örtünmesinin farz oluşu ve niteliği açıkça bildirilmiştir.
Read the rest of this entry »

 

Tesettürlü kadın g-string giyer mi?” sorusu, İslami kesimden köşe yazarları arasında son günlerin en hararetli tartışmalarına sahne oluyor.
İlhami Atmaca’nın “G-string’in amacı, kadına her an cinselliÄŸi düşündürmektir” görüşüne, iki kadın yazar nesaket çaÄŸrısı ve bir soruyla yanıt verdiler: Nereden biliyorsunuz? Read the rest of this entry »

 

Adet (Hayız) Nedir?

Kadının rahiminden belli günlerde kan gelmesi, doğum veya hastalık söz konusu olmaksızın, belli yaşlardaki kadının rahminden belli günlerde gelen kanı ifade eden bir fıkıh terimidir.

Âdet görme, yani hayız, kadını erkekten ayıran özelliklerden birisidir. O, anormal ve çirkin bir olay deÄŸil, normal ve kadının yaratılışının gereÄŸi olan doÄŸal bir olaydır. Read the rest of this entry »

 

Bakıyorum, karşımdan bir bayan geliyor. O da ne? Başını örtmüş, gerisi açıkta. Gülmek geliyor içimden, fakat üzüntü ağır basıyor.

Şu başörtüsü işi böylesine sulandırılmamalıydı. Bir şey maksadından soyutlanarak algılanırsa olacağı budur. Bunda en büyük suç, tesettürü kadının kişiliğini öne çıkaran bir onur değil de erkeği kadından koruyan bir emir olarak algılayan geleneğimizin ve geleneksel kafalarındır.
Read the rest of this entry »

 

İmam-ı Azam’a göre, zengin bir hanım fakir olan kocasına zekat veremez. İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhamme^’e göre ise verebilir. Çünkü kocasının Read the rest of this entry »

 

Bu fetva, kadına İslam dininin tanıdığı geniÅŸ hürriyeti ve aile içindeki mevkiini göstermektedir. İslamiyet ona köle olarak bakancahiliyet zihniyetine set çekmiÅŸ ve Read the rest of this entry »

 

Açık gezmek farklı bir günahtır

Sual: Bazıları, “Tesettür imanın veya İslam’ın ÅŸartı deÄŸildir. Tesettür üzerinde bu kadar fazla durmamalı” diyorlar. Açık gezmek, diÄŸer haramlardan farklı deÄŸil midir?
CEVAP
Böyle söylemek çok yanlıştır. Farzlara uymaya, haramlardan sakınmaya teklif denir. Tekliflere yani emirlerin yapılmasına ve yasaklardan sakınmak gerektiÄŸine inanmak, imanın ÅŸartıdır. Tekliflerin çoÄŸuna inanıp da, yalnız birine inanmayan, buna uymak istemeyen, Muhammed aleyhisselama inanmamış olur. Kâfir olur. Müslüman olmak için, tekliflerin hepsine inanmak, hepsini beÄŸenmek gerekir. Bir müslüman, tekliflere inandığı halde, bunlara uymazsa, mesela, kötü arkadaÅŸa ve nefsine uyarak, içki içerse, tesettüre riayet etmezse, imanı gitmez, kâfir olmaz. Günahkâr müslümandır. Read the rest of this entry »

 

İman ve Allah korkusu, insanların hayatlarının her anında vicdanlarına ve Kuran ahlakına uygun şekilde hareket etmelerini sağlar. Aksinde ise insanı yönlendirecek olan, nefsinin bencil tutkuları ve şeytanın telkinleri olur. Bu da, insanları doğru ve güzel olan tavırlardansa, nefislerini memnun edecek, şahsi menfaatlerini koruyacak davranışlarda bulunmaya iter. Bu bakış açısı, boşanma gibi iki insan arasındaki birtakım maddi ilişkilere son veren durumlarda da açıkça ortaya çıkabilmektedir.

Boşanma, nefislerinin kendisini yönetmesine izin veren kimi insanlar için, karşı taraf ile olan tüm çıkar ilişkilerini sona erdirmeleri anlamına gelir. Bu kimseler çıkar ilişkisinin bittiği yerde, karşı tarafa artık ihtimam ve ilgi göstermeleri için bir gerekçe kalmadığına inanırlar. Çoğu zaman, ayrıldıkları insanlara karşı olan tüm sevgi ve saygı hislerini de yitirdikleri için, onlara karşı iyilikte bulunabilmek için herhangi bir sebep bulamazlar. Bundan dolayı sadece kendi menfaatlerini koruma altına alacak şekilde hareket eder, karşı tarafın içinde bulunduğu durumu, zorluk ve sıkıntıları, ihtiyaç içerisinde oldukları konuları görmezlikten gelebilirler.

İman edenlerin böyle bir durum karşısında gösterecekleri ahlak ise çok farklı olur. Onlar, yaptıkları her iÅŸte asıl olarak Allah’ın rızasını kazanabilmeyi hedefledikleri için, ÅŸahsi isteklerine ya da nefislerinin bencil telkinlerine göre hareket etmezler. Allah’ın razı olacağı tavrın, ÅŸartlar ne olursa olsun, Kuran ahlakına ve vicdanlarına uygun bir ahlak göstermeleri olduÄŸunu bilirler. Bu nedenle, boÅŸanma söz konusu olduÄŸunda da gösterecekleri tavır yine güzel ahlaka en uygun olan tavırdır. Allah Kuran’ın “Kadınları boÅŸadığınızda, bekleme sürelerini tamamlamışlarsa, onları ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın…” (Bakara Suresi, 231) ayetiyle, insanlara boÅŸandıkları eÅŸlerini güzellikle bırakmalarını bildirmiÅŸtir. Müminler bu konuda son derece titiz davranırlar. Güzel ahlakı Allah’ın rızasını kazanabilmek amacıyla yaÅŸadıkları için, boÅŸanacakları kiÅŸiye karşı da aynı hoÅŸgörülü, merhametli, nezaketli, saygılı ve ince düşünceli tavrı gösterirler. Evlenirken ya da sonrasında birbirlerine karşı nasıl sevgi, saygı dolu bir tavır içindelerse, bu ahlaklarını boÅŸanma sırasında da korurlar. BoÅŸanmayı aralarında bir tartışma ya da kırgınlık sebebi yapmazlar. Karşı tarafı zorluk ve sıkıntı içerisine sokacak, rahatsızlık verecek, huzursuz edecek bir tavır göstermekten itinayla kaçınırlar. Allah Kuran’ın bir baÅŸka ayetinde boÅŸanılan kadınlara karşı gösterilmesi gereken ahlaka şöyle dikkat çekmiÅŸtir:

Ey iman edenler, mü’min kadınları nikahlayıp sonra onlara dokunmadan boÅŸarsanız, bu durumda sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yoktur. Artık (hemen) onları yararlandırın (onlara yetecek bir miktar verin) ve güzel bir salma tarzıyla onları salıverin. (Ahzab Suresi, 49)
Kadınların, Boşandıktan Sonra Maddi Olarak Güvence Altına Alınması

Allah Kuran’da, boÅŸanan kadının geçimini saÄŸlaması amacıyla, maddi açıdan güvence altına alınmasının, Kendisi’nden korkup sakınan her mümin erkeÄŸin üzerine bir yükümlülük olduÄŸunu bildirmiÅŸtir:

(Kocası tarafından) Boşanan (kadın)ların maruf (meşru) bir tarzda yararlanma (ve geçim pay)ları vardır. Bu, sakınanlar üzerinde bir hak (borç) tır. (Bakara Suresi, 241)

Kuran ahlakına göre müminlerin, hayatlarının her anında olduÄŸu gibi, bu konuda da Allah’ın rızasını kazanmayı hedefleyerek hareket etmeleri gerekir. SaÄŸlanacak yardımın miktarı belirlenirken, kadının içerisinde bulunduÄŸu sosyal konumu ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak son derece vicdanlı hareket etmek mümin ahlakının bir gereÄŸidir. Allah müminlerin bu konudaki yükümlülüklerini Kuran’da şöyle bildirmiÅŸtir:

… Onları yararlandırın, zengin olan kendi gücü, darda olan da kendi gücü oranında, maruf (meÅŸru ve örfe uygun) bir ÅŸekilde yararlandırsın. (Bu,) iyilik edenler üzerinde bir haktır. (Bakara Suresi, 236)

GeniÅŸ-imkanları olan, nafakayı geniÅŸ imkanlarına göre versin. Rızkı kısıtlı tutulan da, artık Allah’ın kendisine verdiÄŸi kadarıyla versin. Allah, hiçbir nefse ona verdiÄŸinden baÅŸkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir. (Talak Suresi, 7)

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, Allah geniÅŸ imkanlara sahip zengin bir kiÅŸiyi de, kısıtlı maddi gücü olan fakir kiÅŸiyi de bu konuda sorumlu tutmuÅŸ, her birine kendi imkanları oranında yardımda bulunmalarını bildirmiÅŸtir. Kuran ahlakından uzak yaÅŸayan kimi insanlar, boÅŸandıkları ve artık hiçbir beklentilerinin kalmadığı kiÅŸilere maddi yardım yapmanın, boÅŸa gidecek bir harcama olacağını düşünürler. Çünkü ahirete inanmamakta ve yaptıkları iÅŸlerde Allah’ın rızasını kazanma amacı taşımamaktadırlar. Amaçları sadece menfaatlerini korumak olduÄŸu için, kendilerine artık hiçbir çıkar saÄŸlamayacak, yabancı konumuna gelmiÅŸ birisi için özveride bulunmanın bir anlamı olmadığını düşünürler. Bu nedenle de genellikle bu sorumluluktan bir ÅŸekilde kurtulmaya ya da karşı tarafın içerisinde bulunduÄŸu durumu hiç göz önünde bulundurmaksızın, mümkün olduÄŸunca az bir yardım ile konuyu kapatmaya çalışırlar.

İman eden kimseler ise, tüm davranışları ile Allah’ın rızasını kazanmayı amaçladıkları için hiçbir zaman bu tarz düşüncelerle hareket etmez; tam tersine, olabilecek en fazla hassasiyeti ve titizliÄŸi gösterirler. Hayatının sonuna kadar boÅŸandığı kiÅŸiyi bir daha hiç görmeyecek ve ondan maddi manevi hiçbir menfaat elde etmeyecek de olsa, mümin bir kimse samimiyetle bu kiÅŸinin ihtiyaçlarını kendi maddi imkanları doÄŸrultusunda en iyi ÅŸekilde karşılamaya çalışır.

Bunun yanı sıra, bir ibadeti yerine getirirken, insanlara Allah’ın rızasını asıl kazandıracak olanın, yaptıkları bir iÅŸin mahiyeti deÄŸil, bunu yerine getirirken kalplerinde taşıdıkları niyetleri olduÄŸunu bilirler. Allah kesilecek olan kurbanlar için bir ayette “Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah’a ulaÅŸmaz, ancak O’na sizden takva ulaşır…” (Hac Suresi, 37) ÅŸeklinde buyurarak bu konuyu müminlere açıklamıştır. Bu nedenle Allah’ın bir ayette “Kadınlara mehirlerini gönülden isteyerek (ve bir hak olarak) verin, fakat onlar, gönül hoÅŸluÄŸuyla size ondan bir ÅŸeyi bağışlarlarsa, onu da afiyetle, iç huzuruyla yiyin.” (Nisa Suresi, 4) sözleriyle bildirdiÄŸi gibi, kadınlara yönelik olan bu sorumluluklarını da ‘gönülden isteyerek’ yerine getirirler. Kadınların da yine bu yardımı ‘gönül hoÅŸluÄŸuyla’ bağışlamaları durumunda ise, bu konuda herhangi bir ÅŸekilde sorumlu olmazlar.

Kadına Verilen Malların Boşandıktan Sonra Geri Alınmaması

Allah’ın Kuran’da bildirdiÄŸi, kadınların korunmasına yönelik tedbirlerden bir diÄŸeri ise, boÅŸanan kadınların sahip oldukları mal varlıklarına iliÅŸkindir. Allah “Bir eÅŸi bırakıp yerine bir baÅŸka eÅŸi almak isterseniz, onlardan birine (öncekine) yüklerle (mal ve para) vermiÅŸseniz bile ondan hiçbir ÅŸey almayın. Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek verdiÄŸinizi alacak mısınız? Onu nasıl alırsınız ki, birbirinize katılmış (birleÅŸerek içli-dışlı olmuÅŸ)tınız. Onlar sizden kesin bir güvence (kuvvetli bir ahid) de almışlardı.” (Nisa Suresi, 20-21) ayetleriyle, boÅŸanma durumunda erkeÄŸin, evli olduÄŸu süre içerisinde eÅŸine vermiÅŸ olduÄŸu hiçbir ÅŸeyi geri almamasını bildirmiÅŸtir.

Allah, öncesinde evlilik ile kadına bir söz ve güvence verilmiÅŸ olduÄŸunu hatırlatmış, bu nedenle de kadına ‘yüklerle mal ve para’ verilmiÅŸ olsa da, yine de erkeÄŸin bunları geri alma yönünde bir talep içerisinde olmamasını bildirmiÅŸtir. İman eden, Allah’tan korkan ve her iÅŸi Allah’ın rızasını kazanabilme umuduyla yapan bir insan, verilen sözün Allah’a karşı verilmiÅŸ olduÄŸunu bilir. Bundan dolayı bu konudaki sorumluluÄŸunu en güzel ÅŸekilde yerine getirir.

Allah, insanları Kuran ile bildirmiş olduğu sınırlara titizlikle uymaları konusunda uyarmış ve kadınlara verilen bir şeyin geri alınmasının helal olmayacağını bildirmiştir:

… Onlara (kadınlara) verdiÄŸiniz bir ÅŸeyi geri almanız size helal deÄŸildir; ancak ikisinin Allah’ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkmuÅŸ olmaları (durumu baÅŸka). EÄŸer ikisinin Allah’ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi için de günah yoktur. İşte bunlar, Allah’ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah’ın sınırlarına tecavüz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir. (Bakara Suresi, 229)

Görüldüğü gibi İslam ahlakında kadına büyük bir ihtimam gösterilmekte, hayatının herhangi bir aÅŸamasında bir sıkıntı veya zorluk ile karşı karşıya kalmaması için gerekli olan tüm ahlaki tedbirler daha en başından alınmaktadır. Müminler her iÅŸlerinde daima Allah’tan korkarak hareket ettikleri için, boÅŸandıkları bir kadının da haklarını en güzel ÅŸekilde korur ve olabilecek en vicdanlı tavrı gösterirler.

 

Boşandıktan Sonra Kadınların Barınmalarının Sağlanması

Allah, Kuran’ın “(BoÅŸadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduÄŸunuz yerin bir yanında oturtun, onlara ‘darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla’ zarar vermeyin. EÄŸer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doÄŸumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Åžayet sizler için (çocuÄŸu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve iliÅŸkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam’a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuÅŸun. EÄŸer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuÄŸu) onun (babası) için bir baÅŸkası emzirebilir.” (Talak Suresi, 6) ayetiyle, boÅŸanma sonrasında kadınların gerek maddi gerekse manevi anlamda tüm ihtiyaçlarının güvence altına alınabilmesi için gösterilmesi gereken ahlak özelliklerini insanlara bildirmiÅŸtir. O ana kadar, maddi manevi her türlü ihtiyacını eÅŸinin ya da evlilik ortamının saÄŸladığı imkanlar ile karşılayan kadın, boÅŸanmayla birlikte pek çok açıdan zorluk içerisinde kalabilecektir. Mümin ahlakı böyle bir durumda kiÅŸinin olabildiÄŸince anlayışlı olmasını ve karşı tarafın ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçları gibi tüm detaylarıyla düşünüp yardımcı olmaya çalışmasını gerektirir. Öncelikle, evlilik sonrasında kendisine kalabileceÄŸi uygun bir yer bulana kadar bu konuda kadına bir imkan saÄŸlanması, ona herhangi bir ÅŸekilde zarar gelmesine izin verilmemesi, mümin için, vicdanı açıdan önemli bir sorumluluktur. Bunun yanı sıra kadın eÄŸer hamile ise, doÄŸum olayı gerçekleÅŸinceye kadar, maddi açıdan tüm saÄŸlık ve bakım ihtiyaçlarının karşılanması güzel ahlaka uygun bir tavır olacaktır. Tüm bu ihtiyaçlar, kiÅŸilerin içinde bulundukları koÅŸullara göre deÄŸiÅŸkenlik gösterebilir. Ancak önemli olan, iman ve vicdan sahibi insanların ÅŸartlar ne olursa olsun ince düşünceli ve anlayışlı bir tavır içerisinde hareket etmeleri, kadının zor durumda kalmaması, maddi ve manevi açıdan güvenliÄŸinin saÄŸlanabilmesi için gerekli olan tüm önlemleri alabilmeleridir. Ve tüm bu konuları çözümlerken de, Allah’ın ayette bildirdiÄŸi gibi, her türlü konunun kiÅŸiler arasında güzellikle ve Kuran ahlakına uygun bir ÅŸekilde halledilmesidir.

Kadına Zorla Mirasçı Olunmaması

Allah Kuran’da kadınların toplumsal yaÅŸamın her aÅŸamasında en güzel ÅŸekilde korunup kollanmalarına yönelik pek çok tavsiyede bulunmuÅŸtur. Bunlardan biri de, kadınların mallarına zorla mirasçı olunmaya çalışılmamasıdır. Allah Kuran’ın “Ey iman edenler, kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkışmanız helal deÄŸildir. Apaçık olan ‘çirkin bir hayasızlık’ yapmadıkları sürece, onlara verdiklerinizin bir kısmını gidermeniz (kendinize almanız) için onlara baskı yapmanız da (helal deÄŸildir.) Onlarla güzellikle geçinin…” (Nisa Suresi, 19) ayetiyle, müminlere bu konuyu hatırlatmıştır.

Yetim Kadınların Haklarının Korunma Altına Alınması

Kadınlara gösterilmesi gereken ihtimama ve güzel ahlaka dikkat çekilen ayetlerden birinde, Allah ‘yetim kadınlara karşı adaletin ayakta tutulması’ gerektiÄŸini haber vermiÅŸtir:

Kadınlar konusunda senden fetva isterler. De ki: “Onlara iliÅŸkin fetvayı size Allah veriyor. (Bu fetva,) Kendilerine yazılan (hakları veya miras)ı vermediÄŸiniz ve kendilerini nikahlamayı istediÄŸiniz yetim kadınlar ve zayıf çocuklar (hakkında) ile yetimlere karşı adaleti ayakta tutmanız konusunda size Kitap’ta okunmakta olanlardır. Hayır adına her ne yaparsanız, şüphesiz Allah onu bilir. (Nisa Suresi, 127)

Allah korkusu olmayan kimi insanlar, zayıf konumda olduğunu, çevresinin güçlü olmadığını ya da arkasında haklarını koruyup sahip çıkacak kimsesi olmadığını düşündükleri insanların haklarını kolaylıkla çiğneyebilmektedirler. Yetim olan kimseler de, kimi zaman bu kötü niyetli insanların adaletsiz ve çıkarcı tavırlarına hedef olabilmektedirler. Hatta kimi insanlar, bazen bir kişiyle, sahip olduğu imkanlarından yararlanma düşüncesiyle, sadece zengin olduğu için evlenebilmektedirler. Bu kişi yetim biri olduğunda ise, bu çıkarcı yaklaşımlarını çok daha rahat bir şekilde uygulamaya geçirebileceklerini düşünebilmektedirler. İşte Allah bu gibi insanların ahlakından sakınmaları konusunda müminleri uyarmış ve onlara daima hayırdan yana hareket etmelerini hatırlatmıştır.

İman eden kimseler, Allah’ın, yaptıkları herÅŸeyi gördüğünü ve ahirette tüm bunları ortaya çıkaracağını bilirler. İnsanları aldatmanın, haksız yollarla menfaat elde etmeye çalışmanın, adaletsiz ve merhametsiz tavırlar sergilemenin, ahirette insanları mutlaka kayba uÄŸratacağının bilincindedirler. Dünya hayatında haksız yere kazanılacak az bir menfaatin, insanlara Allah’ın rızasını kaybettireceÄŸini ve ahirette sonsuz bir azaba neden olabileceÄŸini düşünerek böyle bir ahlaka asla yanaÅŸmazlar. Yetim bir insanın hakkını herkesten önce onlar kendileri koruyup kollamaya çalışır, kötü niyetli insanların yaklaşımlarına karşı önce kendileri tedbir alırlar. Aynı ÅŸekilde evlenmek istedikleri yetim bir kimsenin haklarına karşı da büyük bir titizlikle yaklaşır, evliliÄŸi hiçbir zaman için karşı tarafın sahip olduÄŸu imkanlardan istifade edilen bir birliktelik olarak görmezler.

 

İslâm Dîni, kadın hakları üzerinde titizlikle durmuÅŸ ve kadını, hiçbir nizâm ve sistemin veremediÄŸi müstesnâ bir makâma sâhip kılmıştır Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:”Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduÄŸu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır” buyurmuÅŸturRasûlullâh (sav) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: “Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız” buyurmaktadırBaÅŸka bir hadîs-i ÅŸerîflerinde de: “Sizin en hayırlınız, ehline (eÅŸine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır Ve ben de ehline karşı en hayırlı olanınızım” buyururPeygamb Read the rest of this entry »

 


||| wWw.SohbetBUL.NET |||
Sponsorlar Dost Linkler Banner Takas Toplistler
mIRC indir
Link Ekle
Link Ekle
Link Ekle
Link Ekle
Link Ekle
Link Ekle

sohbet

sohbet